top of page

Yetişkin Genel Almanca Kursları

Almanca Kursları İzmir Hacettepe Akademi Yetişkin Almanca Kursları

 

YETİŞKİN ALMANCA GENEL DİL KURSLARI İZMİR HACETTEPE AKADEMİ

Yetişkin Almanca genel dil kurslarına 18 yaş ve üzeri en az ilköğretim mezunu herkes katılabilmektedir. Almanca genel dil kursunun amacı; Almanca dil bilgisinin öğretilmesi ve okuma, yazma, anlama, konuşma becerilerinin geliştirilmesidir.

 

Biz Kimiz?  Almanca Kursları İzmir

 

Hacettepe Akademi, İzmir yabancı dil kursları arasında en geniş yabancı dil programına sahip, İzmir'in ilk ve tek profesyonel dil kursudur. 15. yılında yüz yüze dil kurslarına ek olarak online Türkçe kursları, online İngilizce kursları, online Almanca kursları, online Fransızca kursları, online Rusça kursları, online İspanyolca kursları, online İtalyanca kursları, online Çince kursları, online Japonca kurslarını da bünyesine katmıştır.

Hacettepe Akademi, MEB onaylı yabancı dil kursları arasında maksimum 4 kişilik gruplarda Almanca kursu veren tek kurumdur. Eğitim kalitesini daima ön planda tutan Hacettepe Akademi'de Ücretsiz Almanca deneme dersi yapılmadan sözleşme imzalanmaz. Yabancı dil öğrenim sürecinizde en önemli faktör kurumun güvenilirliği ve ders verecek olan yabancı dil öğretmeninizdir. Kurumumuzun 2005 yılından bugüne faaliyetini sürdürmesine rağmen hakkında şikayet bulunmayan tek yabancı dil kursudur.

İzmir'de İngilizce eğitimi veren kurslar çoğunlukta iken Hacettepe Akademi 2007 yılından itibaren İngilizce kurslarının haricinde, Türkçe kursları, Almanca kursları, Fransızca kursları, Rusça kursları, İspanyolca kursları, İtalyanca kursları, Çince kursları, Japonca Kursları vermeye başlamıştır. Hacettepe Akademi, İzmir'de faaliyet yürüten birçok dil kursuna dil portföylerini genişletmelerinde ve ücretsiz deneme dersi uygulamalarında öncülük etmektedir.

İngilizce tabelalar ile isim hakkı kiralayarak faaliyet sürdüren birçok dil kursunun farklı branşlarda yabancı dil öğretim hizmeti sunmaları İzmir'in yerel kursları öncülüğünde gerçekleşmiştir.

Hacettepe Akademi'de kişiye özgü öğretim metodu uygulanır, yabancı dil öğrenim sürecinin kişisel özelliklere bağlı olduğunu vurgulayan kurumumuz, dil öğrenim sürecinde belirlenecek gün ve saat sayısının, kullanılacak olan kaynağın ve ders verecek olan öğretmenin kişiye uygun olması gerektiğini savunmaktadır. Ders günlerinizi sizin uygun olduğunuz günlere ve saatlere planlayarak en verimli olduğunuz zaman dilimlerine planlama yapmakta; algı düzeyiniz, hafıza eğiliminiz, dikkat dağınıklığı ölçünüz doğrultusunda size uygun kaynaklar belirlenmektedir. 8 - 10 kişilik sınıflarda aynı seviyede olsanız dahi farklı algı düzeyleri, farklı hafıza eğilimleri, farklı dikkat ölçüsüne sahip kişilerle beraber alacağınız eğitim % 30- % 40 oranında başarı sağlarken, tamamen sizin için hazırlanan programlarda % 90 - % 100 başarı oranı sağlanmaktadır.

Hacettepe Akademi’nin en önemli özelliği ise farklı kurumlarda 8 - 10 kişilik gruplara ödeyeceğiniz ücretlere denk ücretler ile bire bir özel ders veya 2,3 maksimum 4 kişilik özel gruplarda öğrenim hizmeti sunmasıdır. Kurumumuzda karma grup oluşturulmamakta ( birbirini tanımayan kişiler) , sosyal hayatta iletişimde olan 2-3-4 kişilik özel gruplarda yabancı dil kursu verilmektedir. Tüm bu farklılıklar sayesinde yüz yüze ve online eğitimlerde İzmir'in en iyi Almanca kursu ve İzmir'in en iyi dil kursu olarak nitelendirilirken online eğitimlerde de Türkiye’nin en iyi Almanca kursu, Türkiye’nin en iyi dil kursu, Türkiye’nin en iyi online dil okulu olarak nitelendirilmektedir.

 

YABANCI DİL KURSU SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

1- ALMANCA KURSUNUN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI OLUP OLMADIĞINA

2- KURUMUN KAÇ YILDIR FAALİYETTE OLDUĞUNA

3- KURS HAKKINDA ŞİKAYETLER OLUP OLMADIĞINA VE ŞİKAYET İÇERİKLERİNE ( KURUMUN KURUCUSU KURUMUN MALİ İŞLERİNDEN SORUMLU VE SİSTEMİ KURAN KİŞİDİR. SİSTEM İŞLEYİŞİNİ SAĞLAYAN KURUM MÜDÜRLERİ VE ÖĞRETMENLERDİR. İŞLEYİŞ HAKKINDA FİKİR SAHİBİ OLMAK İÇİN KURUM HAKKINDA ŞİKAYET OLUP OLMADIĞINA DİKKAT EDİN! )

4- ÖĞRETMENLERİNİN DİPLOMASI OLSA DAHİ MEB ATAMASININ OLUP OLMADIĞINA VE ÖĞRETMENLERİN FORMASYONLU OLMASINA (ÖĞRETMEN DİPLOMASI OLSA DAHİ ADLİ SİCİLİ BOZUK OLAN KİŞİLERE MEB GÖREV VERMEMEKTEDİR! MAALESEF BAZI KURUMLAR ÖĞRENCİ ÇALIŞTIRABİLMEKTEDİR.)

5- YABANCI ÖĞRETMENLE DERS VERİYORUZ DİYEN KURUMLARDAN YABANCI PERSONEL ÇALIŞTIRMA İZNİ VE MEB ATAMASININ OLUP OLMADIĞINA ( BELGEYİ GÖRMEK İSTEYİNİZ! ÇALIŞMA İZNİ OLMAYAN VE HİÇBİR ÖĞRETMENLİK VASFI BULUNMAYAN YABANCILARA DİKKAT )

6- KURUMUN ÖĞRETMENİNİZLE OLAN UYUMUNUZU GÖREBİLMENİZ İÇİN ÜCRETSİZ DENEME DERSİ YAPIP YAPMADIĞINA

7- KURUMUN SİZİN İSTEMİŞ OLDUĞUNUZ GÜN VE SAATLERE PROGRAM OLUŞTURUP İSTEDİĞİNİZ TARİHTE DERSİ BAŞLATIP BAŞLATAMADIĞINA

8- SABİT BİR YAYINDAN MI YOKSA SİZE UYGUN OLAN KAYNAKLA MI ÖĞRETİM HİZMETİ SUNACAĞINA

9- 1 SEVİYEYİ KAÇ DERSTE BİTİREBİLDİKLERİNE

10- TEK MERKEZDEN İDARE EDİLEN VE TÜM ŞUBELERİNDE AYNI KALİTEYİ SUNAN BİR KURUM MU YOKSA İSİM HAKKI KİRALAYARAK FAALİYET YÜRÜTEN BİR KURUM OLUP OLMADIĞINA

11-SEVİYE TESPİTLERİ SADECE SINAV OLARAK MI GERÇEKLEŞTİRİYOR YOKSA 1 DERS SÜRESİNCE BİRE BİR KURSİYER SEVİYESİ ÖLÇÜLÜYOR MU?

 

YABANCI DİL ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

Kendi ana dilimize ek olarak ikinci bir yabancı dil öğrenmek ana dilimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Başka bir dili öğrenirken kendi ana dilimizle öğrendiğimiz yabancı dili karşılıklı sentezleyerek ve analiz yaparak iki dil arasındaki bağlantıyı kurarak kendi ana dilimizi de daha iyi yerlere taşırız. Kendi ana dilimizi öğrendiğimiz yabancı dille karşılaştırarak cümle kurmayı ve yabancı dili anlamayı daha da kolaylaştırmayı kendimiz için sağlamış oluruz. Elbette ki diller ve kültürler birebir aynı değildir. Ama ana dilimizdeki ve öğrendiğimiz dil arasındaki ortak yerleri keşfettiğimizde yabancı dili öğrenmek bizim için daha da kolay olur ve bu da kendi ana dilimizi daha iyi keşfetmemizi, ana dilimize daha çok hakim olmamızı sağlar. Başka bir dil öğrenmenin diğer faydası da sağlık için önemidir. Yeni bir dil öğrenen ve bunu geliştiren insanlarda demans ve alzeimer daha az görülmektedir. Çünkü yaşlandıkça her ne kadar fiziksel aktiviteye ihtiyacımız varsa, zihinsel aktiviteye de ihtiyacımız vardır. Başka bir yabancı dil öğrenmek dikkati ve odaklanmayı arttırır çünkü bilmediğimiz bir dili yazarken yazımına ekstra dikkat etmek zorunda kalırız, bu da detaylı incelemeyi ister. Konuşurken, dinlerken dikkatli bir şekilde o kelimeyi duymaya ve konuşmaya çalışırız, bu da odağımızın ve dikkatimizin artmasına katkı sağlar. Yabancı dil bize farklı kültürlerin kapılarını açar. O ülkenin dili sayesinde ülkenin kültürünü daha iyi öğrenir, ülkedeki insanlarla rahat iletişim kurmamızı sağlar. Rahat iletişim de kendini ifade ettikçe kişideki özgüveni arttırır.  Aynı zamanda o dildeki filmleri, müzikleri, kolay bir şekilde izleyebilmenizi, dinleyebilmenizi, anlayabilmenizi sağlar. Günümüzde artık iş dünyası için yabancı dil bir zorunluluk haline gelmiştir, bu sayede yabancı dil aynı zamanda birçok işte çalışabilme imkanını bize sunar. Bu dünyayı bize kolay yoldan açabilecek dillerin arasında Almanca gelmektedir.

ALMANCA ÖĞRENİMİ

Türkiye’deki insanların zamanında iş için göç ettiği kendileri için daha fazla imkan buldukları Almanya, dünyadaki en güçlü ülkeler arasında yer almakta ve kendi ülkesi haricinde bir çok lehçesinin bulunduğu Avusturya, Belçika gibi ülkelerde de varlığını hala sürdüren Almanca, İngilizceden sonra öğrenilmesi gereken ikinci yabancı dil kategorisinin başlarında gelen bir dildir. Peki, Almancayı öncelikli dil olarak gösteren önemli faktörler nelerdir?

 

ALMANYA VE ALMAN KÜLTÜRÜ HAKKINDA

Orta Avrupa’da yer alan Almanya’nın etrafındaki komşu ülkeler: Hollanda, Danimarka, Fransa Polonya, Çek Cumhuriyeti, Belçika ve Lüksemburg’dur. Almanya’daki en büyük şehirlerin başında ise başkent ve eyalet olan Berlin gelir ve Berlin’in ardından gelen büyük şehirler Hamburg, Köln ve Münih’tir. Almanya dünyada en büyük göç alan ikinci ülke olması sebebiyle Avrupa Birliği’ndeki en fazla nüfusa sahip olan ülkedir. Alman halkının kökenleri Cermen halkından gelmektir. Bu halk Fransa-Prusya Savaşı sonucunda ulusal devlet haline ilk kez geldi. Almanya federal parlamenter bir cumhuriyettir, 16 eyalete sahip olan 2. Dünya Savaşı’nın sebep olduğu yıkıma rağmen, günümüzde yüksek yaşam kalitesi, ekonomisinin güçlülüğüyle bilinen Almanya, G8, NATO ve Birleşmiş Milletler içerinde yer almaktadır. Almanya’daki yaşanabilir, refah, önde gelen şehirler ise Berlin, Münih, Hamburg, Mannheim, Köln’dür.

Berlin denildiğinde ilk akla gelenlerden biri Berlin Duvarı’dır. 1989’a kadar Berlin, Doğu ve Batı Berlin olarak ayrı ayrı yönetilmişti. Berlin’de birçok kültürel etkinlikler düzenlenmekte. Berlin dünyada çok fazla göç alan şehirlerdendir. Üniversite, müze, parklar, katedraller gibi yapılarla turistlerin dikkatini çekmektedir. Berlin’deki üniversitelerden birkaçı: Berlin Özgür Üniversitesi, Berlin Teknik Üniversitesi, Berlin Sanat Üniversitesi, Berlin Ekonomi ve Hukuk Okulu’dur. Bergama Müzesi, Yahudi Müzesi, Çağdaş Sanat Müzesi vs. Berlin’de bulunan müzelerdendir. Dini yerler bakımından öne çıkan yerler ise Berlin Katedrali, St. Hedwig Katedrali, Azize Meryem Kilisesi, Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi’dir. Parklar ve bahçeler bakımından zenginliğini koruyan Berlin’de, Treptower Park, James-Simon-Park, Goethe Park’ları bunlara en güzel örneklerdendir. En çok tercih edilen ve önemini koruyan şehirlerden biri olan Münih de ise BMW Müzesi, dünyadaki en büyük bilim ve teknoloji müzesi Deutsches Museum, alışveriş için öne çıkan Maximilan Caddesi, Münih’te merkez nokta olarak görülen meydan Marienplatz’dır. St. Peter Kilisesi ise Münih’in en eski ve tarihi kiliselerinden biridir. Bir Berlin kadar olamasa da yaşam açısından tercih edilen şehirlerin arasında Hamburg gelmektedir. Hamburg ise havacılığı ve dış ticaretiyle öne çıkan şehir olmuştur. Kalabalık nüfusa sahip olan Hamburg, ulaşım açısından sıkıntılı olsa da İstanbul’a kıyasla daha sakin bir şehirdir. Mannheim şehri ise kendisinin önemini özellikle sanayi ve kimya alanında göstermektedir. Bremen Mızıkacıları olarak bildiğimiz fabldaki Bremen, Almanya’daki şehirler arasında yer alır.

Alman kültüründe ise önemli olarak görülen günler ve kutlamaların başında Noel, Paskalya Bayramı, Noel Öncesi Aziz Martin Günü, Geleneksel Ekim Festivali, Faşing gelmektedir. Almanya mutfağında ise patatesin, etin önemi büyüktür. Bratkartoffeln, Şinitzel, Kartoffelpuffer Alman yemeklerinden birkaçıdır. İngilizlerdeki çay kültürü Almanlarda pasta kültürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Almanya’da içecek olarak bira önde gelen içeceklerdendir. Dunkel, Münchner Bier, Helles Münih’te üretilen biralardandır. Münchner Bier sadece Münih’te üretilmekte ve Ekim Festivali’nde sık tüketilen biradır. Alman halkı ise disiplinli, çalışkan bir halk olarak karşımıza çıkmaktadır. Alman dilinin taşıyıcısı olan önde gelen isimleri: İncil’i Almancaya çeviren Luther, Goethe, Stefan Zweig, Franz Kafka’nın yanı sıra, Herman Hesse, Günter Grass, Thomas Mann, Heinrich Böll başarılarını Nobel Edebiyat Ödülü ile taçlandırmışlardır. Karl Marx, Friedrich Hegel, Friedrich Nietzsche felsefe alanında karşımıza çıkan önemli isimlerdirler.

 

ALMANCA HAKKINDA

Almanca, Cermen dillerinde ve tıpkı İngilizce gibi Hint-Avrupa dilleri kategorisinde bulunmaktadır. Almancaya en büyük katkısı olanlardan biri de Grimm Kardeşlerdir. Sindirella, Hansel ve Gratel vb. masalların yazarı olan Grimm Kardeşlerin eserleri o dönemin kralı olan Kral Verner tarafından yasa haline getirildi. Bu yasa da Grim Yasası olarak geçmektedir. İngilizcede German olarak geçen Almanca kelimesi 786 yılına kadar resmileşmemiştir. Temelleri Orta Çağ’a uzanan Almancanın resmi dil olarak kullanıldığı başlıca ülkeler: Almanya, Avusturya, Belçika, Lihtenştayn ve Lüksemburg ve İsviçre’dir. Almancada lehçe çeşitliliği vardır, bulunduğunuz yerlere göre bu lehçeler değişkenlik göstermektedir. Diğer dillerde olduğu gibi elbette Almanca da başka dillerden etkilenmiştir. Özellikle Latince ve İngilizcenin etkileri Almancada görülmektedir. Her bir dil başka dillerden etkilenme özelliğine sahip olsa bile kültürel yapı sebebiyle diğer dillerden farklı yapılara sahip özellikleri vardır. Almancanın dil yapısına gelindiğinde İngilizceden farklı olarak tıpkı Türkçedeki gibi ü ve ö harflerinin bulunmasıdır. Hem Türkçede hem İngilizcede kelimelerin cinsiyetleri yok iken Almancada isimlerde cinsiyet kavramı (eril, dişil, nötr) vardır. Ayrıca ismin halleri olarak Almanca gramer yapısında nominativ, akkusativ, genitiv, dativ vardır. Almancaya da yeni kelimler eklenmekte fakat İngilizce gibi Almanca sürekli değişime uğrayan ve değişime açık bir değildir. Bunun yanı sıra Almancanın popülerliğini koruması ve dünyada en çok konuşulan dil on dil arasında yer almasının başka nedenleri de vardır.

 

ALMANCANIN YAYILIŞI VE ÖNEMİ

Dünyada bu kadar söz sahibi olan Almancanın önemini bilim, teknoloji ve ticaretteki baskınlığından anlamaktayız. Geçmişten beri bilimin birçok dalıyla ilgilenen Almanların öne çıkan bilim insanlarından şüphesiz aklımıza Görelilik Kuramı ile bilinen Albert Einstein ilk sıralarda gelecektir. Röntgene adını veren Nobel ödüllü fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, 1901 yılında kimyada Nobel ödülüne sahip olan Hermann Emil Fischer, calculusü bulan Gottfried Leibniz, Avrupa’yı matbaa ile tanıştıran Johannes Gutenberg, jeoloji alanında ise Kıtaların Kayması kuramını tespit eden ve ortaya atan Alfred Wegener adlı bilim insanları bütün bilim dünyasında çığır açan bilim insanlarıdır. Sanayi Devrimi ile buharın kullanılması, buharlı makinelerin ortaya çıkması otomobil dünyasının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Otomobilin etkinliği özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra artmıştır. Otomotiv alanında Henry Ford’un üretimi olan Ford arabaları aklımıza gelse de arabanın en önemli parçası olan ilk motorun geliştirilmesi Alman mühendis tarafından olmuştur, bu mühendisin adı ise Gottlieb Daimler’dir. İlk otomobilin üretiminin kaynağı kimin tarafından olduğu tam olarak bilinmemesine karşın Karl Benz tarafından üretilen otomobil tarihte üretilen ilk otomobil olarak kabul görmüştür. Teknoloji dünyasına çığır açan otomobil insanların hayatını kolaylaştıran en önemli buluş olması sebebiyle günümüzdeki önemini hala korumaktadır. Alman otomobil markaları ise Volkswagen, Audi, Mercedes-Benz, BMW, Porsche, Opel’dir. Son zamanlarda bütün dünyaya etkisi olan Corona salgını için Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından üretilen Biontech aşısı da Almanya’da bulunmuştur. Dünyaya bu büyük katkıları olan Almanya ve Almanca bu sebeple hala önemini korumaya devam etmektedir.

NEDEN ALMANCA ÖĞRENMELİYİZ?

Dünyaya bu kadar katkısı olan Almanya, Türkiye’ye en çok ihracat yapan ülkelerden biridir. Türklerin çoğunlukta olduğu ülkelerin başında da Almanya gelmektedir. Şu an Almanya halen Türkiye’den ve diğer ülkelerden göç almaya devam etmektedir. Eğer Alman kültürüyle ilgileniyorsak Alman kültürüne ait olan konuları daha iyi öğrenmek için Almanca bilmek bize fayda sağlayacaktır. Hayatımızda önemini koruyan bilim ve teknoloji meslek alanlarını ve aynı zamanda yaşamı da kapsamaktadır ve Almanya ve Almanca da görüldüğü üzere bu alanda baskın olan ülkelerden ve dillerdendir. Kendi gelişimimiz ve daha iyi iş imkanı, aynı zamanda Avrupa’daki ülkelerden birini ziyaret etme fırsatını bulduğumuzda zorluk çekmeden kendimizi ifade etmekte ve Almanca konuşan birini daha iyi anlamak için Almanca bilmenin büyük faydasını sağlama yolunda Almancayı kendimize kazandırmalıyız.

ALMANCADA SEVİYELER

Almancada 6 seviye vardır. Bu seviyeler: A1/A2/B1/B2/C1/C2’dir. A1 ve A2 temel eğitimi kapsamaktadır. B1 ve B2 orta düzey Almanca seviyeleridir. B2 seviyesinin sonunda orta düzey Almancaya sahip olunur. C1 ve C2 düzeyleri ise Almancaya hakim olduğumuz Almanca konuşan kişileri net olarak anladığımız, kendimizi ifade edebildiğimiz seviyelerdir. A1 ve A2 düzeylerinde ifade etmek istediğimiz basit konuları Almanca olarak ifade edebiliriz. B1 ve B2 düzeylerinde ise birçok konu hakkında konuşabilir, birçok alanda (iş, eğitim vs) fikirlerimizi aktarmak istediklerimizi zorlanmadan anlatabileceğimiz seviyelerdir. B1 düzeyi bu duruma bizi hazırlar, B2 düzeyi ise bu hazırlığı tamamlar. Özellikle Almancada A1/A2/B1/B2 bu 4 seviye genel Almancayı kapsar. Elbette ki her dil birbirleriyle eş düzeyde birebir olarak çevrilemez. Önemli olan anlatmak istediğimizin net olarak ifade edilmesidir. B2 düzey sonu Almanca tam olarak bunu kapsar. Hiçbir dilin sınırı yoktur, sürekli gelişir, İngilizce gibi Almanca sürekli değişime uğrayan dil olmasa da Almanca da bu gelişimden nasibini alır. Dili geliştirmek için devamlılık ve istikrar önemlidir. İşte burada araya giren seviyeler Almancada C1 ve C2 seviyeleridir. Bu düzeyler Almancada kendimizi net olarak ifade ettiğimiz, takılmadan konuşabildiğimiz, Almanca konuşan birini net olarak anlayabildiğimiz Almancadaki son basamak olan düzeylerdir. Bu düzeylerde kişinin hedefleri doğrusunda ilerlemek istediği yer baz alınarak ilerleme sağlanır. Konuşarak net ifade etme, ileri düzey ve akademik Almancayı iyi bir şekilde kullanmaktır. Birçok alanda ve özellikle uluslararası iş kapısını bize açacak olan Almanca sınavları ise TESTDAF, TELC, GOETHE sınavlarıdır. Bu sınavlarda başarılı olmak isteniyorsa önce orta düzey olan B2 seviyesi bitirilmeli, Almanca gramer, konuşma, dinleme, okuma, anlama seviyeniz net B2 olmalıdır. C1 ve C2 düzeyinde ise artık bu sınavlar için yoğunlaşabilir ve istediğiniz hedefe ulaşabilirsiniz.  Almanca dünyasına katılmak iş ve eğitim olanaklarınızı arttırmak için İzmir’in en iyi Almanca kursu, aynı zamanda Türkiye’nin en iyi dil kursu ve Türkiye’nin en iyi online dil okulu olarak nitelendirilen Hacettepe Akademi ile beraber bu yolculuğa başlamaya ne dersiniz?

bottom of page